Yönetim Kurulu Başkanının Mesajı

 

2014’ün gündemindeki pek çok konu 2015’e taşınıyor. Küresel ekonomiye dair veriler, 2014 yılında dünya çapında ekonomik faaliyetlerin durgun seyrettiğine işaret ediyor. Bunun temel nedenleri arasında Çin başta olmak üzere gelişmekte olan ekonomilerdeki büyüme hızındaki yavaşlamayı, Euro Bölgesi ülkelerinde yılın büyük bölümünde gözlenen ekonomik daralmayı öncelikle saymak mümkün. Diğer taraftan ABD Merkez Bankası’nın 2008’den beri uyguladığı genişlemeci politikalardan kademeli olarak çıkılması ve 2015 yılının ikinci yarısından itibaren faiz artışına gidileceğinin açıklanması da piyasalarda belirsizliğe ve sermaye akımlarında dalgalanmalara yol açıyor.

 

2014’ün ikinci yarısı başta olmak üzere ABD ekonomisinden gelen veriler, ekonomik toparlanmaya yönelik olumlu beklentilerin artmasını sağladı. Üçüncü çeyrek büyüme verilerinin %3,9’dan %5’e revize edilmesi, işsizlik oranındaki olumlu gelişme ve üretim kesimi verilerindeki pozitif görünüm, ABD’de ekonomik faaliyetlerin hızlandığını teyit ediyor.

 

Euro Bölgesi’nin sıkıntıları 2014 yılında da devam etti. Bölge ekonomileri, resesyondan çıksa da büyüme hedeflerinden uzak kalındı. Borç sorunu, deflasyon tehdidi ve yüksek işsizlik oranları Euro Bölgesi’ni tehdit eden diğer konular oldu. Raporu yayına hazırladığımız süreçte, AMB, varlık alım programını açıkladı. Kanaatimizce, 2015 yılında bu programın desteği ile Euro Bölgesi’nde ekonomik faaliyet az da olsa toparlanmaya başlayacağı öngörülüyor.

 

Türkiye’nin çevre ülkelerindeki politik ve ekonomik gelişmeler 2014 yılının diğer önemli gündem maddelerini oluşturdu. Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan gerginlik, AB ve ABD’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar ve başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarındaki düşüş, bölge ekonomilerini derinden sarstı. Suriye ile Irak’taki terör olayları ve siyasal belirsizlikler ise dış ticareti etkiledi.

 

Özellikle çevre ülkelerdeki bölgesel, gerilimlerin ve döviz kurlarındaki dalgalanmaların gündemi oluşturduğu 2014’te, cari açığı azaltıcı yönde uygulanan ekonomi politikalarının neticesinde iç ve dış talepteki dengelenme, dış ticaret açığının ve cari açığın gerilemesi ile sonuçlandı. Petrol fiyatlarında 2014’ün ikinci yarısında yaşanan %50’ye yakın rekor düşüş de enerji ithalatındaki olumlu etkisiyle cari açıktaki gerilemeye destek verdi.

 

Türkiye ekonomisinin, 2015 yılında %4 oranında büyümesini bekliyoruz. Orta Vadeli Plan döneminde ekonomik politikaların yanı sıra büyümenin potansiyel seviyelerine doğru yükseltilmesi için gerekli yapısal reformların da devreye alınacağını öngörüyoruz.

 

Bankacılık sektörü sağlam yapısını korumaktadır.

 

Bankacılık sektörü 2014 yılında da istikrarlı büyümesini sürdürerek aktif büyüklüğünü, açılan şube sayısını ve istihdam edilen kişi sayısını artırmaya devam etti. Bankacılık sektörünün toplam aktifleri 2014 yıl sonu itibarıyla 2013 yıl sonuna göre %15,1 oranında büyüyerek 1.994 milyar TL seviyesine yükseldi.

 

2014 yılında iç talep koşullarındaki ılımlı seyir kredi hacmi artışının baskı altında kalmasında belirleyici unsur oldu. BDDK’nın almış olduğu tedbirler özellikle bireysel kredilerdeki artışın yavaşlamasına yol açtı. Ayrıca, TCMB’nin Ocak ayındaki faiz artırım kararı yılın ilk çeyreğinde sektörde fonlama maliyetlerinin artmasına yol açtı. Ancak, izleyen dönemde gerçekleştirilen faiz indirimleri sektör genelinde fonlama maliyetlerinin yeniden aşağı yönlü bir seyir izlemesinde önemli rol oynadı.

 

2014 yılsonu itibarıyla en büyük aktif kalemi olan krediler büyüme hızındaki yavaşlamaya karşın %18,5 artışla 1.241 milyar TL seviyesine ulaştı. Bankaların kaynakları içinde, en büyük fon kaynağı durumunda olan mevduat ise 2013 yılsonuna göre %11,3 artışla 1.053 milyar TL oldu. Sektörün dönem net kârı ise 24.665 milyon TL olarak kaydedildi.

 

Bankacılık sektörünün sermaye yeterliliği 2014 yılında güçlendi. Bu çerçevede, 2013 yıl sonunda %15,3 seviyesinde bulunan sermaye yeterlilik oranı Aralık 2014 itibarıyla %16,3 seviyesine yükseldi.

 

ABank yeni güç bileşenleriyle bankacılığın geleceğine hazırlanıyor

 

Ana ortağımız CBQ ile oluşturduğumuz güç birliği 1,5 yılını doldurdu. Bu süre zarfında CBQ Türkiye ve ABank’ı daha iyi tanıma imkanı elde etti, biz ise CBQ’nun dünya finansal arenasında yüksek itibarını, imkanlarını ve bölgedeki potansiyelini daha iyi anlamış olduk.

 

CBQ gibi sermaye yapısı güçlü ve kredibilitesi yüksek bir ortağımızın olması Bankamıza önemli kapılar açmaktadır. Katar’ın ikinci en büyük bankası konumundaki CBQ şimdiye kadar Türkiye piyasasına11 milyar TL kredi sağladı.

 

Dünya finans piyasasında sözü geçen güçlü bir ortağın sunduğu finansal güveni ve itibarlı ortaklık yapımızın önemli yansımalarını fonlama maliyetlerimizdeki düşüşte ve ratinglerimizde izledik.

 

2014 yılında yaptığımız eurobond ihracında Türk bankacılık sektörünün en düşük faizli tahvil ihracını gerçekleştirmiş olduk.

 

ABank’ın kredibilitesinin diğer bir göstergesi her yıl yenilediği sendikasyon kredisinin, 2014 yılında 21 bankanın katılımıyla ve bir önceki yıl aldığı sendikasyon kredisine göre %100 yenileme oranı ile sağlanmasıdır. 114 milyon Avro ve 189,5 milyon ABD Doları tutarında, 2 dilimli ve 1 yıl vadeli kredi, hem tutar hem de fiyat açısından Türk bankacılık sektörü için başarılı bir borçlanma örneğidir.

 

Uluslararası bilgi birikimi ve sermaye gücü ile reel sektöre yatırım, dış ticaret ve proje finansmanı kredileri ile daha fazla kaynak aktarmayı hedefliyoruz.

 

Türkiye’nin önemli kuruluşlarının Katar’da ve Körfez Bölgesi’nde halihazırda yürüttüğü birçok büyük proje mevcut. ABank olarak bu firmaların ihtiyaçlarını karşılamanın bizim açımızdan önemli bir açılım olduğuna inanıyoruz.

 

ABank, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Umman'ı kapsayan coğrafyadaki etkin bir oyuncu olan CBQ ile bölgeler arası dış ticaretin finansmanında önemli bir köprü olmayı amaçlıyor.

 

Türkiye ile Katar’ın 800 milyon ABD doları olan ticaret hacminin 2015’te 1,5 milyar ABD dolarına çıkarılmasının hedeflendiğini göz önüne alırsak, bu gelişmede ABank’ın çok önemli pay almasını planlıyor ve buna göre aksiyon alıyoruz.

 

Önümüzdeki dönemde ticari ve kurumsal bankacılıkta sektörden daha hızlı büyürken, bireysel tarafta dijital bankacılığa yatırım yapacağız. Odaklandığımız alanlarda ilk 3 bankadan biri olmak istiyoruz. Bu yeni yol haritamızda güven ve desteklerini hissettiğimiz hissedarlarımıza, iş ortaklarımıza, müşterilerimize, güçlü yönetim ekibimiz ve çalışanlarımıza teşekkürlerimi sunarım.

 
Saygılarımla,
Tuncay Özilhan
Yönetim Kurulu Başkanı